Bugun...
Reklam
Chapter 2


Kaan Can Karaoğlu Deus Ex Machina
kaancankaraoglu0@gmail.com
 
 

Francisco Franco, nam-i diğer; El Caudillo *, özellikle genç nesil bu isimden bir haber yetişiyordur muhtemelen. Özellikle İspanya ve İspanyol tarihi ile ilgilenenleri bunun dışında bırakıyorum tabii ki. Yaşı belli bir sınırı aşmış olan insanların belki de daha önce duydukları bir isimdir Franco. Peki, özetle kimdir bu insan?

Yaptığı işler, hayatı veya bu lakabı nasıl aldığıyla ilgili bilgileri genel olarak es geçerek, benim bu insanı neden örnek verdiğim ve bu yazının yazılmasının asıl nedenine gelmek istiyorum. Summum ius summa inuria*. Ne kadar doğru bir söz olduğunu anlamak için yüzyılların geçmesini beklemek ne kadarda garip. Cicero’nun söylediği sözleri böyle ucuz bir öngörü yazısına mal etmek belki ukalalık olacak fakat söylemek zorunda olduklarımı bu sözlerden daha net söylemek pek mümkün değil sanırım. Bu nedenle “El Caudillo” benim için  bir lakaptan ve bu lakabı taşıyan insandan daha çok Federico Garcia Lorca'nın, yani bir başka zamanının ötesindeki insanın katili olacaktır. Peki, Franco gibi katiller yani; tetiği çekmeyen ama o silaha mermi dolduran insanlar nasıl var olurlar?  Çok basit; Toplumun kendi kendini eleştiremediği, bacasından simsiyah dumanlar tüten gecelerinde, insanı insandan ayırabilecek bir çok şey ile gelirler, kimi zaman bu din, dil, ırk olur kimi zaman ise ekonomi, eğitim ve kuvvet, önce onları kendilerinden daha iyi kimsenin yönetemeyeceğinin fikrini topluma aşılar daha sonra yönetilmesi gerekenin halk değil yönetmesi gerekenin halkı anlayan, anane ve örflerini bilen, kısacası kendi içlerinden birinin tarafından yönetilmesi değil ama yön verilmesi gerektiğini savunurlar. Peki, sonra ne olur?

Eğitimde reforma (?)  gidilir, ekonominin gittikçe iyiye gitmeye başlandığı genellikle üst yapı ve restorasyon işleriyle desteklenip halka pazarlanır, belli bir zümrenin değil halkın tarafında olduğu söylenip çoğunluğun desteği aldıktan sonra doğru olanın ve olmuş olması gerekenin değil, çoğunluğun “örf ve anane”lerine göre yönetim, yargı ve yasama belirlenir, sanat ve sanatçı, sanat için değil toplum için sanat yapmaya başlar, yapmayanlar ise cezalandırılır.

Peki, insanın insan gibi yaşaması için demokrasiye mi ihtiyaç vardır, yoksa kendi değerlerini, adetlerini ve yaşam tarzını eleştirebilecek en azından eleştirel bakabilecek kadar eğitime mi?

2500 yıl önce yazılıp, ders kitaplarında 2 satır bahsedilen, öğretmenin inisiyatifine kaldığı için belki de hiç bahsedilmeyen bir “Devlet” profilinin kendi çağında ütopik, şimdi ise “Modernlikten Uzak” diye nitelendirilmesi ne yazıktır ki, çocuklarımızın ders kitaplarından bile evrim teorisini çıkarıp, onun yerine “The Creation of Adam”* ın koyulması Platon için bir utanç olmuştur sanırım.

Seçim ne yazık ki demokrasinin fakat umut artık fakirin değil sanatçının ekmeği.

Akar Guadalkuivir

 

Portakal ve zeytin bahçelerinin gölgesinde

Senin iki nehrin Granada

Düşer karlardan, vadilere

 

Ah sevda

Geri gelmez bir daha

 

Guadalkuivir kıvrımlarında

Yanar tutuşur nar çiçekleri

Akar nehirlerin Granada

Bir kanla, gözyaşıyla öteki

 

Ah sevda

Karıştı rüzgâra

 

Sevilla'da zarif

Yollar açılmıştır yelkenlilere

Senin nehirlerinde Granada

İniltilerdir yüzen sade

 

Ah sevda

Geri gelmez bir daha

 

FedericoGarcia Lorca-Balladia de tres rios

 

okuyuş sırasına göre

1.asterix: İspanyolca “önder”

2.asterix: Ne kadar çok kanun, o kadar çok adalet.

3. asterix: Ademin yaratılışı, michelangelo'nun rönenasans tablosu.





YORUMLAR

Necati Karaoğlu
09-02-2017 14:58:00
Çok başarılı bir yazı tebrikler.

YORUM YAZ



9 + 8 =

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI