Bugun...
DÜNYA HALİ


Necati Karaoğlu Burası Karabük
necatikaraoglu@batikaradenizekspresgazetesi.com.tr
 
 

“Durdurun zamanı inecek var” denilmediği zaman, treninin rötarına neden olacak  beklemeler olmadığı için her hal, sessiz sedasız vızırt diye geldi- gidiyor zaman.

Yılın son mevsimi Sonbahardayız işte… Koca bir yıl da bitti bitiyor. Bu yılın da iyisi ile kötüsünü bir pazar terazinin kefelerine koyup tartmaya kalksak, kötü günlerin konduğu kefenin uzaydan dünyaya inen göktaşı hızında yere düştüğünü, hatta düştüğü yerde kocaman bir çukur aştığını görürsünüz.  

Geçen yılların böylesi anlarında da yaşadığımız zamanın dilek ve temenniler bölümünden bu yıla sarkanlarda dahil ,seslendirdiğimizin büyük çoğunluğunu yaşayamadık. Anlaşılan o ki bu yıl da dilek ve temennilerimizi geleceğe havale etmek zorunda kalacağız.

Bu yıl da zamanımız, “ leyleğin ömrü lak- lak la geçer” sözü ile benzeş bir biçimde geçip gidiyor.

Daha önceki yıllarda da, geçen yıl da aynı dilek ve temennilerimizi seslendirmiştik. Bu yılın, bu mevsiminin başı itibarıyla aynılarına, eskilerini de katarak gelecek yıla aktarmaya hazırlanıyoruz.

Önümüzdeki yıl ve yılların, sadece küçük bir azınlığın değil, herkes için yaşanılan zor yılların geride kaldığı yıl olmasını canı gönülden diliyorum. Gelecek yılların, memleketimizi ve milletimizi kasıp kavuran ekonomik olumsuzluklardan arındırılmasını, korona virüsle başlattığımız savaşı kazandığımız, deprem gibi sel gibi afetlerin vereceği zararlara karşı verilen mücadele de alınan tedbirlerde başarılı olduğumuz yılların başlangıç yılları olmasını temenni ediyorum. .. Bu yılın soğuk atmosferi altında başlayan yeni günler, gönülleri ısıtan, yüzleri güldüren günlerin başlangıcı olsun.

 Her şeyden az olsa da, vicdan ve merhametten çok olsun. Şikayetlerimiz az ,şükürlerimiz bol olsun istemiştik. Çok şey mi istedik bilemiyorum ama “İsteyenin yüzü kara, söz verip te yapmayanın ki kapkara”  olsun demiştik.

 Kapkara sözcüğünün  gölgesinde geçti koca koca yıllar. 

Her yeni güne yeni umutlarla girdik ancak umutların yeşerdiğini göremedik.

Hem genel de, hem de yerelde iktidar sahiplerinin oluşturduğu korku iklimini aşmayı, akrabayı kollama, yandaşları kayırma, olmayanları itme kakma, o yana buyana savurma gibi daha bir çok olumsuzluğu yaşamaktan  yorulduk şikayetleri sağır sultanlar bile duyuyor.

Politikacıların tırmandırdığı gerilim giderek büyüyor. İktidar sahipleri kendilerini her şeyin sahipleri sayıyor. “Rab bana hep bana” hastalığı giderek daha hızlı yayılıyor.

Hikaye uzun, içindekileri yazmak zor.

Kısa yoldan başka bir hikaye ile noktalayalım dilerseniz.

“ Dereden su içen at” hikayenin adı.

Dereden su içen at gördünüz mü bilmiyorum ama! Gördü iseniz  görmeyenlere paylaşsanız iyi edersiniz.

Atların su içmek için dere kenarına geldiklerinde ilk yaptıkları şey dereyi tekmelemek olur.

Ne için yaparlar?

Çünkü suyun içinde kendi akislerini gördüklerinde onu suyunu içmeye gelmiş başka bir at olarak görürler ve onu uzaklaştırmak için ayaklarını tepme ile suya vururlar, su bulandığında rahatlarlarmış.

Hikaye bitmedi ama gerisini de siz tamamlayın.  

Sağlık ve esenlik diliyorum.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 8 =

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI