Bugun...
Toplumun pusulası “Üniversite”


Uğur Sarıoğlu Sessiz Harf
ugursarioglu78@gmail.com
 
 

Bilindik bir söz vardır. Denir ki “insan; doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.” bu söze elbette karşı çıkmayacağım,  fakat insanın doğasını bu tarz genel geçer bilgilerle sıradanlaştırmak ne kadar doğru?

Doğa anlaşılmak ister ve insan da doğayı, maddeyi, yani gerçeği anlamak ister. Kabileler, kabilelerin bir araya gelerek oluşturdukları topluluklar, bu toplulukların yerleşik hayata geçmesi ve kendilerine bir disiplin yaratmasıyla oluşan devletler, bu devlet içinde sosyal-kültürel ve ekonomik anlamda alışveriş halinde bulunan milliyetler ve onlarında mücadeleler sonucu oluşturdukları milletler; aslında doğayı anlamak, gerçeklere ulaşmak ve kendi doğalarıyla mücadele etmek için alışveriş halinde bulundular ve bu şekilde var oldular. Ve insanlar, bir arada bulundukları, bir toplumu oluşturdukları için doğadan edindikleri bilgileri kendi aralarında paylaşmaya başladılar.

Bilgiler bilgileri doğurdu. Bilgiler bir araya geldiklerinde başka bilgileri oluşturdu. Ve paylaşım arttıkça bilgiye bir düzen gerekti. Bilgi düzene sokulduğu zaman bilgi aslında evrimleşecek ve insan “gerçeğe” daha da yaklaşabilecekti. Bu sebeplerle bilgi düzenlendi, disipline sokuldu ve “bilim” burada ortaya çıktı. Bilim ortaya çıktıkça, bilgi düzenli hale sokuldukça insan beynini daha iyi kullanmaya, doğayı daha ileri düzeyde anlamaya, dolayısıyla çağını geride bırakarak istikrarlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

Günümüzde teknolojinin de gelişimiyle insanlar arasındaki bilgi paylaşımı süratle artmaya başladı. Bilimin yol göstericiliğiyle düzenlenen bilginin, toplumunda karmaşalarla düşünmesini ortadan kaldırılması, yani düşünceyi de bilimin ışığında disipline sokması ve toplumun kavramlarla düşünmesini sağlaması gerekiyordu. İşte burada devreye üniversiteler girdi.

Bulunduğumuz zamanda, üniversite yalnız maddi kazanımlar pratiği edinilen, bilimden bahsedilmeyen, insanın öz düşünce yaratıcılığını, bunun pratikte uygulanmasını geliştirmeyi önünde hedef olarak koymayan bir yapıda. Önümüze sömürünün olmadığı, paylaşımların eşit olduğu, bilginin; aslında tüm insanların daha özgür yaşaması ve “doğayı” daha iyi anlamak için gerekli olduğunu vurgulamak, öğretmek yerine insanları yalnız maddi amaca sürükleyerek onların birbiriyle yarışmasını sağladı. Özetle günümüzde üniversite, toplumu özgürlüğe götüren bir pusula olmak yerine, onları ezen sınıfların himayesine sokmak için yarış düdüğünü çalan hakem konumunda oldu.

Toplumun üniversiteye, üniversitenin de topluma ihtiyacı var. Üniversite, toplumu aydınlatıcı görevini yapmaz ise toplumda üniversitenin bilimsel olarak gelişmesine katkı sunamaz. Çünkü bilimde tezler sınanır. Bir teori, pratikte sınanır her olasılık test edilir ve buradan da bilgiler elde edilir. Üniversite de topluma yararlı olabilecek bir teori üretirse ama toplum bunu pratikte denemez ise o üniversite de gelişim tıkanır ve dogmalar meydana çıkar. Tam tersi olarak üniversite toplumun alt yapı üst yapı ilişkilerini değerlendirmez ise toplumun geleceğine yönelik tezleri oluşturmazsa, onları aydınlatmazsa, toplum; karmaşalarla düşünmeye devam eder ve karmaşalarla düşünen bir toplum, ezen sınıfların çıkar amaçlı yarattıkları KAOS’ lar da düşünce yetkisini kaybeder ve onlara hizmet etmeye başlar.

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 6 =

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI